DALYAN'DA KAPLUMBAĞA BESLEMEK


Kulağımda teknelerin pat patları, karşımda Kaunos kaya mezarları, “Happy Caretta” isimli dünya tatlısı otelin bahçesinde, suyun kenarına oturmuş yazımı yazıyorum.

Şunu anladım ki ben en çok Dalyan’da mutlu oluyorum. Defalarca da gelsem bıkmayacağım bir yer. Nehrin (daha doğrusu kanalın demek lazım. Köyceğiz gölünü denize bağlayan memleketin en heyecan verici su geçidi) kenarına oturduğum anda dünya batsa çok umurumda olmayabilir. (Zaten de batıyor galiba...)

Sabah bir su kaplumbağası besledik. (Hayır caretta caretta değil. Onlar denizde) Burada Nil kaplumbağaları var. Nasıl olmuşsa zamanında bir koloni Nil kaplumbağası, Mısır’dan yüze yüze buralara kadar gelmiş. Dalyan’ın tatlı suyuna kavuşunca da burada yaşamaya karar vermiş.

Kabuksuz kocaman bir kaplumbağa Nil kaplumbağası denilen hayvan. (İnternetten yanlış bulmadıysam latincesi: Trionyx triunguis) Benim gördüğüm yarım metreden uzundu. 1 metre kadar olanları da varmış.


Sivri burunlu, üçgen çok güzel bir yüzü var. İnsan gibi bakıyor. Kollarının ucunda üçer tane de tırnağı var. Suyun içinde tülbent gibi salınıyor.

Aslında çekingen bir hayvan. Ama otelciler alıştırmışlar, her sabah gelip peynir, haşlanmış yumurta yemeğe geliyorlar. (Ekmek yemiyor hınzırlar..) Önce ödün kopuyor çünkü kocaman! Tırnakları da hayli ürkütücü. Sonra çok seviyorsun. Okşayasın geliyor. Arada nefes almak için su üstüne çıkıyor, çok komik bir ses çıkartıp tekrar dalıyor. Peynir atarsan geri geliyor. Vermeyi kesersen öyle bir melül melül bakıyor ki dayanamayıp bir dilim daha veriyorsun. Dünyanın en komik, en sevimli kahvaltı eşlikçileri.. Öğlen bir tekne tutup sazların arasındaki kanallardan İztuzu’na gittik. (O kadar güzel bir sistem yapmışlar ki telefon ediyorsun ister tur teknesi ister özel tekne, otelinin önünden gelip alıyor seni.) Plaja gidene kadar yüz tane fotoğraf çekmişizdir herhalde. Sazların arasında süzülmek nasıl muhteşem bir şey anlatamam! Başka bir dünyaya ışınlanmışsın gibi... Tepede Kaunos’un harabelerine selam çakıp memleketin en güzel plajına ulaşıyorsun. İztuzu. Mmmm.. Burada yüzmemiş olana yazıklar olsun.

Yok mu buranın da sevimsiz tarafı? E var tabii. Bir kere komple İngiliz olmuş. Yer gök üstü illa ki çıplak İngiliz erkekleriyle illa ki şortlu İngiliz kadınları ve illa ki çılgınca bağırıp çağıran sapsarı İngiliz çocuklarıyla dolu. Bayılıyorlar Dalyan’a!

E biraz sıkıyor tabii bu kadar dingilizlik. Üstü çıplak, göbekli ve elinde bira şişeli binlerce İngiliz görmekten fenalık gelebiliyor insana. (Tabii hiçbir yer Marmaris kadar kötü olamaz.. Oranın adını ne zaman Marma-shire yapacağız? Bitmiş yahu orası!)

Özetle: Memleketi kaptırmayın arkadaşlar. Sahip çıkın. Gidin dolaşın, varlığınızı hissettirin! Buraları bayramdan sonra açık.

Yazı: Mutlu Tönbekici

Kaynak: Vatan Gazetesi, 05.09.2009


:: SEPHİYE :: Aylık Sualtı İnternet Dergisi ::