| |
Bu tatsız başlıklı yazının ana fikri, DAN (Divers Alert Network) EUROPE kuruluşunun'un son yayınında yer alan Dr. Bennett imzalı bir incelemeyi okuduktan sonra oluştu. Dr. Bennett bu yazısında, "The South Pasifle Under-water Medical Society" dergisinin 1997 Aralık sayısında, yakın arkadaşları Avustralyalı Dr. C. Ed-monds, D. Walker ve B. Scott tarafından yazılan "Dalgıçlarda görülen boğulma sendromları"adlı makalede yer alan araştırma sonuçlan irdeliyerek, basit ama çok önemli noktaları altını çiziyor. Mavi derinliklere aşık olan biz amatör dalgıçlar için, boğulmak, yalnızca iyi yüzme bilmeyen insanların başına gelebilecek türden bir olaydır ve bazı özel durumlar dışında, biz dalgıçlar için asla söz konusu değildir. Bu konu, biz tecrübeli dalgıçlar için, o kadar düşünmediğimiz, öylesine önemsiz bir ay-rıntıdırkı, "balıkadam" eğitim kurslarında bile yeterince yer verilmez. Oysa, yapılan araştırmalar boğulma riskinin ve bu konuda verilmesi gereken eğitimin, önemsenmesi gereken bir konu olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sıcak kanlılar türünden olan bizler, bizim için doğal olmayan sualtı ortamında, sırtlarımızdaki hava tüpleri ve daha birçok teknik
|
malzeme ile birlikte, güvenli ve konforlu bir şekilde, mavilikler içinde dolaşarak, sualtı dünyasının olabildiğince keyfini çıkartırız. Eğitimlerde öğretilen kurallara ve dalış boyunca taşıdığımız teknik araçların uyarılarına dikkat edildiğinde, her bir dalış üzerimizde ayrı bir tat bırakır ve adeta su üstüne çıkmak istemeyiz. Ancak herhangi bir şeklide bir kaza oluştuğunda, boğulma en büyük risklerden biri olarak karşımıza çıkar.
İlgili makalede en çok göze çarpan unsur, Avustralya ve Amerika'daki balıkadam ölümleri ve yaralanmaları arasında son derece önemli benzerlikler yer almasıdır. Bu benzerliklerden gereken dersleri çıkartabilirsek, gelecekte aynı hataların tekrarlanmasını engelleriz.
Avustralyada 100 balıkadam ölümü üzerine yapılan ilk incelemede, boğulma olaylarının erkeklerde %89 ve kadınlarda ise %11 olduğu görülmüştür. İnanması güç olan, %38'inin herhangi bir dalış sertifikasının olmadığıdır. Olayların % 33'ünde ise panik işaretlerine rastlanmıştır. Bu araştırmanın dışında kalan ve tesadüfen kurtulanların raporlarında, panik faktörünün %50 nin üzerinde olduğu bilinmektedir. Bu sayılar bize açıkça göstermek-tedirki, özellikle yeni balıkadamlar, kendileri için yeni olan sualtı ortamında oluşabilecek kazalarda, önce panik ve bunu takip edebilecek boğulma riskine karşı çok dikkatli olmalıdır.
Diğer çarpıcı başka bir sonuçta, 100 ölümden %50 sinin sakin sularda ve ancak %9'unun akıntı ortamında meydana gelmesidir. Şaşırtıcı olan, boğulma olayalarının %50'den fazlası, dalış sonunda tüm havanın kullanılarak, yukarıya O hava ile çıkmadan kaynaklanan ölümler gibi gözükmektedir. Hepimize, dalış sırasında havanın bitmesi asla gerçekleşmesi gereken bir durum gibi gö-rünsede, özellikle aşırı heyacan veya panik oluştuğunda sıkça karşılaşılan bir durumdur. Üzülerek belirtmek istiyorum ki, iki hafta önce, Antalya/Te-kirova mevkiindeki "3 Adalarda" yaptığım toplam 14 dalışın 3 adedinde, dalış sorumlusunun havası ile geri dönen balıkadamlar gördüm. Buna önlem olarak, dalış eğitimleri sırasında, sık aralıklarla hava göstergesinin kontrolü konusunda daha fazla önem verilmeli ve hayati önem taşıyan bu kontrolün, dalgıç'in neredeyse palet vurmakla eşdeğer doğal refleks'i haline gelmesinin sağlanmasıdır. Belkide, dalış malzemeleri üreticileri, rezerv havaya ulaşıldığında yanıp sönen ışık ile ikaz veren sistemler geliştirmelidir.
Daha kötüsü ve inanılmaz olanı ise, havasızlıktan olan ölümlerin %8'i, suya girmeden önce havasını açmayı unutanlardır. Geçen temmuz ayında Karayiplerde yer alan Çuraçao'da ailece yaptığımız 25 adet tekne dalışında, dalış sorumlularının, her dalış öncesinde, ortalama 20 adet dalgıcın hava musluklarını tek tek neden kontrol ettiğini şimdi çok daha iyi anlamış bulunmaktayım. Avustralyadaki istatistiklere göre, uygun olmayan doğa şartları da, bu konuda dalgıçların aleyhinde çalışmaktadır. Örnek olarak, gel-git'e bağlı akıntılardan dolayı %55, kaba dalgalı sularda %44, kötü görüşten dolayı %26, aşırı soğuk sudan %14 ve nihayet ikinci dalışlarını bir önceki dalıştan daha derin yapanlarda %26 oranında ölüm kaydedilmiştir.
Sanıldığının tersine, dalış malzemeleri hatalarından kaynaklanan boğulmalar, oldukça azdır. Ancak gerek denge yeleği ve gerek ağırlık kemeri gibi doğru kullanılmadıkları takdirde birçok riskleri beraberinde getirecek olan malzemeler buna dahil değildir. Denge yeleği'ni şişirmedikleri için oluşan boğulmaların oranı %52 olup, bu oranın sadece %5'i denge yeleğinde oluşan mekanik/teknik problemlerden kaynaklanmıştır.
Belki de o anda oluşan yoğun paniğin sonucunda, %86 oranında ağırlık kemeri sökülüp atılamamıştır. Geriye kalan %13 ise kemeri atabilmiş ve %1 ise kemeri çözmeye çalıştığı halde başarılı olamamıştır. Ağırlık kemeri atmamanın, kiralık malzeme ile dalanların, bilinç altındaki kemeri kaybetme baskısından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Ayrıca eğer ağırlık kemersiz ve panikten dolayı da denge yeleğini aniden şişirerek yüzeye hızlı çıkmanın yaratacağı sorunlar, dalgıçları kemeri atmaktan alıkoymuş olabilir. Her iki şıkta da, her, herhangi bir acil durumdan dolayı yüzeye çıkıldığında, bize yardımcı olacak bir dalış eşi'nin olması kaçınılmazdır.
Dalış eşi olsa bile, boğulma ile sonuçlanan kazalarda, kurbanların %41'inin yanında tecrübeli, %32'sinde nispeten tecrübesiz dalış eşi olduğu ve sadece %21'in yalnız daldığı kaydedilmiştir.
Ancak, daha genel bir analiz yapıldığında, ölümle biten kazaların %92'sinde dalış eşi'nin kurbandan herhangi bir şekilde ayrılmış olduğu anlaşılmıştır. Üzücü olan, sıkı kurallarımıza rağmen dalış eşi, kurbanın bilgisi dahilinde, kurbanı yalnız bırakmıştır. Oranlara bakarsak, kurbanların %38'i bilinçli olarak dalış eşinden ayrılmış ve ayrıca %12'side bütün gruptan ayrılmıştır, Geriye kalan kazalarda ise, kurban ve dalış eşi tesadüfen biri-birilerinden ayrılmışlardır. Bu nedenle dalış eşlerinin temas yakınlığında yüzmesi ve asla eşlerin biri birilerini terk etmemesi kuralı asla unutulmamalı ve ısrarla uyulmalıdır.
Son olarak, söz konusu araştırmada görülmüştür ki, Avustralya’da oluşan ölümlerin analizinde, kurbanların %32'sinde dalış eşinden ayrılma sebebi, havanın bitmesi sonucu acil gerekliliğidir ve ayrıca kurbanların %52'si tek başlarına ölmüşlerdir. Yazıyı, bu noktasına kadar okuma tahammülünde bulunan dalgıç arkadaşlarımın, içlerinin çok sıkıldığına eminim. Şu anda içimden, regülatörümü takip mavi derinliklere atlamak ve tüm bunları unutmak için dayanılmaz bir istek duymaktayım ancak bu tatsız araştırmayı yok farz edemeyiz. Benzeri kazaların tekrarlanması için, bu araştırmadan elde edilen önemli sonuçların, tüm balıkadamlar tarafından dikkatle uygulanması, benzeri istatistiklerin tekrarlanması gereğini ortadan kaldıracaktır. Bu altın kuralları şöyle sıralayabiliriz:
• İyi fiziksel kondisyon,
• Dalış için teknik yeterlilik,
• Dalış malzemesinin dikkatlice kontrolü,
• İleri düzeyde dalış ortamının tanınması,
• İyi bir denge (Bouyancy),
• Hava miktarının sıkça kontrolü,
• Eşli dalışın kurallara uygunca ve düzgün yapılması,
• Akıntı veya uygunsuz hava koşularının etkisindeki dalışlarda, su üstüne çıktıktan sonra gerektiğinde tekrar dalarak tekne veya karaya ulaşmak için ekstra rezerv hava bırakmak,
Eğer dalış sırasında çözülemez bir problem ile karşılaşırsanız, derhal dalış eşinizi uyararak dalışı yarım bırakacağınızı bildiriniz. Daha sonra olabildiğince kontrollü olarak, emniyetli bir hızla ve olabiliyorsa emniyet duruşunu yaparak yüzeye çıkınız ve derhal denge yeleğini şişiriniz ve gerekiyorsa ağırlık kemerinizden kurtulunuz. Büyük bir olasılıkla, dalış hayatımız boyunca hiçbirimiz böyle bir durumla karşılaşmayacağız ve ayrıca incelenen tam kazalarda, kaza nedeni olarak birden çok parametrenin yer aldığı ayrı bir gerçektir. Ancak, yukarıda adları bildirilen doktorların bu çalışmaları, dalış sporunu daha emniyetli kılmak için yapılan çalışmalara ışık tutacaktır. Bu nedenle tüm dalgıç arkadaşlarıma çağrım, böylesine faydalı çalışmaların daha kapsamlı devam edebilmesi eçin, başlarına gelen veya izledikleri dalış kazalarını ayrıntıları ile aşağıda adresi bildirilen DAN'a rapor etmeleri ve ayıca DAN'a üye olarak hem dalış kazalarında DAN'ın sigorta yelpazesi altına girmeleri, hemde çalışmalara katkıda bulunmalarıdır. Masmavi dalışlar dileğiyle D.S.A.O. DAN (Divers Alert Nehvork) Kuruluşuna ait bilgiler:
DAN için........e-mail: maim@daneurope.org
Web site......... e-mail : http:7www.daneurope.org
Yazı: Faik EREM
Kaynak : Sualtı Dünyası, Ekim 1999
|