MURAT NEHRİ'NDE ARAMA KURTARMA DALIŞI


Haydar Faseh'in 23 Şubat günü beni Muş'tan telefonla aramasıyla Murat nehrine dalışımızla ilgili ilk süreçte başlamış oldu…

Muş Merkezi Kıyık Köyü nüfusuna kayıtlı 1962 doğumlu Rahmi Durmaz 22.1.2000 tarihinde Murat nehrindeki buzun kırılması sonucunda suya düşerek kayıp olduğu ve yapılan tüm çalışmalara rağmen bulunamadığı ile ilgili Muş Cumhuriyet Savcısı Ali Çağır'ın Ankara Valiliği'ne talebimiz üzerine müracaatına müteakip, Ankara Valisi Sayın Yahya Gür'ün olurlarıyla; Ankara itfaiyesi Sualtı Arama Kurtarma ekibinden M.Osman Seheri ve Yavuz Kökten ile birlikte bölgeye gitmeye karar verdik. Bölgedeki ağır kış şartları ve Muş havaalanının ulaşıma açık olmaması nedeniyle sürekli ertelenen gidişimiz nihayet 27 Şubat günü gerçekleşti.

Dalış ekipmanlarımızın büyük bölümünü yanımızda götürmemize karşın tüpler ve ağırlıklar bizim hareketimizden sonra itfaiye kurtarma ekibindeki arkadaşlarca otobüsle yollandı.


Ankara'dan hareket etmeden önce Çapa Sualtı Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanlığından Dr. Akın Savaş Toklu ile görüşerek yapacağımız dalış ile ilgili son planlamaları gerçekleştirdik. Zira Muş rakımı 1350 metre ve dalışı planladığımız nehir tamamen buz ile kaplı.

Tüm ekipmanlarımızı bu özel arama kurtarma amaçlı dalış için yeniden hazırlayıp gözden geçirdik. Hemen hemen her ekipmanın yedeğini yanımızda bulundurmaya özen göstermeye çalıştık. Tabiki kuru elbiseler hariç. Demas'tan Ahmet Ersin'in "buz dalışlarında mutlaka bunu kullan" dediği Spico Artic regülatörüm öncelikli ekipmanlarım arasındaydı. Şamandıra, kılavuz ipler ve olabilecek her türlü olumsuzluğa karşın kırıcı ekipmanlar dahil geniş bir ekipman paketi ile bölgeye hareket ettik. Uçağın bir saatlik gecikme ile Muş havalimanına varması buradaki hava koşullarının iyi olmadığının en büyük habercisiydi, inmemize müteakip uçağın kendi merdiveninin buzlanma sonucu açılmaması bizi bir saatlik merdiven gelme sürecine itti.

Her taraf tamamen karla kaplı, şehir merkezindeki araçların çoğunda dört teker zincir takılı. Bu manzara karşısında Ankara'da kar olduğunu söyleyemez olduk. Şehir merkezindeki yolun iki tarafı kardan 2 metrelik duvar gibi. Herkes araçlarında geçtiği yolu kullanıyor. Kaldığımız otelin üst katındaki 2 metrelik buz saçaklarını görünce neden herkesin araç yolunu kullandığını öğreniyoruz. Zira bir yıl önce buz saçaklarının düşmesi sonucu 3 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ediyorlar bize. Alacakaranlık olmasına karşın yinede nehre bir göz atmak istiyoruz. Şehir merkezinden 15 km. gitmemiz sonucu nehre ulaşıyoruz. Nehir yatak boyutunu yanımızdakilerin anlatımı sonucu öğrenebiliyoruz. Nehir tamamen buzla kaplı olduğundan akıntının şiddeti ve nehrin dip yapısı konusunda bir ön bilgiye ulaşmamızın imkanının olmadığını görüyoruz. Geçmişte yaşadığım benzer deneyimlerimden dolayı da bölgede toplananların ifadelerine bağlı planlama yapmamam gerektiğini biliyorum. Bundan 8yıl önce Konya Kulu gölündeki yine boğulan birini buz altından çıkarılması ile ilgili çalışmalarda toplanan mahalli halka, gölün derinliğini sorduğumda 15-20 metre demişlerdi. Bu bilgi üzerine helikopterden buz kırdığımız noktaya atladığımda dizlerime kadar çamura gömülmüştüm. Hatta paletlerim çamurun içinde kalmıştı. Sonradan düşündüğümde bana o bölgenin derinliğini söylenen kişi oranın derinliğini nereden bilebilir ki. Neden ona inandım. Bazen hatta doğruyu bulmanızı öğretiyor size.

Akşam yemeğinden sonra Osman ve Yavuz'la dalış planlamasıyla ilgili çalışmaları tekrar gözden geçiriyoruz. İkinci gün sabah erkenden uyanarak hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu arada suya girebileceğimiz bir yer açılabilmesi için olay yerinin yakınında bulunan bir iş makinesi buzu kırarak dalışımıza uygun yer açıyor. Kırılan buz parçalarının gidiş şiddetinden suyun akış süratini de gözlemleyebiliyoruz. Ankara'dan gelen otobüste bulunan tüp ve ağırlıkları aldıktan sonra Osman ve Yavuz birlikte bende onlardan biraz daha yukarıdan, boğulan kişinin tam düştüğü noktadan kılavuz iplerle suya giriyoruz. Su yüzeyinde bize yardım edebileceği ihtimali olan tek şey ise kamyon iç lastikleri üzerine oturtulmuş "kelek" tabir edilen derme çatma bir sal. Sal'ın üzerindekinin güvenliğini sağlamakta yine bize düşüyor. Amacım suya düşen insanla aynı noktaya inmek ve akıntının gidiş yönü ile birlikte hareketsiz kendimi bırakarak muhtemelen ona ulaşmak. Ancak kılavuz ipin sonuna bir kaç dakika içinde ulaştığımda bir şey bulamadım.

Nehir dip yapısı itibarıyla küçük taş parçalarıyla kaplı. Dipte herhangi bir cisim takılıp kalabileceği bir çıkıntı, kök parçaları v.b. bir şeye rastlayamadım. Akıntının şiddetini yakından tanıdıktan sonra nehre düşen kişinin mutlaka sürükleneceği ihtimali bende güçleniyor. Son ihtimal kıyıya yakın olabileceği ihtimaliydi. Buz altından şüpheli olabilecek bölgeleri taramamızda sonuç vermeyince sudan çıkmaya karar verdik. Bir saat 10 dakikalık buz altı dalışı sonucu tüm istekli ve özverili çabalarımıza karşın boğulan kişiye ulaşamadık. Sudan çıktığımızda ise tüm ekipmanlarımızın donduğunu görüyoruz. Suyun sıcaklığını ölçümlediğimiz-de 0.5 °C olduğunu öğreniyoruz.

Sonradan öğrendiğimizde burada daha önce boğulan birinin 10 km. ileride bulunmasıdır. Gözlemlediğimiz akıntı ile suya düşen birinin bu bölgede bir yere takılıp kalması son derece güçtür. Murat Nehri yaklaşık 722 km. uzunluğundadır. Van gölünün kuzeyindeki Aladağ ile kuzeybatıdaki Muratbaşı Dağının yamaçlarından inen suların birleşmesiyle oluşur. Muş ovasının batısında bir eşik oluşturan Dut dağını derin bir boğazla aşar. Irmak yatağının Muş Ovasının batısında deniz seviyesinden yüksekliği 1.215 metredir. Son nokta olarak Keban Baraj gölüne dökülür.

Yazı: Tahsin CEYLAN

Kaynak: Sualtı Dünyası, Mart 2000, Sayı:51


:: SEPHİYE :: Aylık Sualtı İnternet Dergisi ::