| |
Değerli okuyucular, üzülerek belirtmeliyim ki az sonra aşağıdaki satırlarda yer vereceğim dalış güvenliği ile ilgili temel bir takım bilgilerin ne yazık ki doğru şekilde uygulanamamasından ötürü çok yakın zamanda bir meslektaşımızı daha kaybetmiş bulunuyoruz. Yaşanan bu üzücü sualtı kazasında hayatını kaybeden meslektaşım Tuncay ŞİMŞİR’e Allah'tan rahmet, kederli ailesi, dostları ile meslektaşlarına ise baş sağlığı ve sabırlar dilerim.
Öyle görünüyor ki bu konuları ilerleyen bir iki hafta içerisinde tartışacağız ve ne yazık ki daha önceki örneklerde olduğu gibi kısa sürede bu kötü anıları hafızamızdan sileceğiz. Geçmiş yıllarda yaşanan üzücü olaylar ve sonrasındaki benzeri tartışmalar bizlere gelecekte neler olabileceğini göstermekte. Bu sebeple artık sadece çalışma şartlarının ne denli ağır olduğunu tartışmaktan ziyade, ne gibi önlemler almamız gerektiğini konuşmaya başlamamız da gerekiyor. Bu amaçla hazırlamış olduğum yazının siz değerli okuyucularımıza da fikir vermesini ümit ediyorum.
Konu ile ilgili genel bilgileri aktarmaya başlamadan önce siz değerli okuyuculara bir iki konuda hatırlatma yapmak isterim. Öncelikle bu yazının bir eğitim notu olarak kabul edilemeyeceğini ve ancak bilgilendirme olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Ayrıca burada konunun ana başlıklarından söz edilirken yorum yapılmadığını ve yaşanan olaylarla bağlantı kurulmadığını da söylemem gerekir. Ancak sizlerin de yazının ilerleyen kısmında göreceğiniz gibi bugüne kadar yaşanılmış olan kazalarda hep bu tür ihlallerin yaşandığı anlaşılmaktadır.
Dalış kazalarının sektörümüzde sıklıkla karşılaşılmasının altında yatan önemli bir faktör de sportif dalıcıların birer profesyonel gibi çalışıyor olmasıdır. Amacının dışında kullanılan bu belgeler, hem eğitimi veren kuruluşları hem de dalıcıları zor durumda bırakmaktadır. Aslında trafikte araba kullanmaktan çok daha güvenli olabilecek bir faaliyetin kural ihlalleri ile ne denli tehlikeli bir hal alabileceğinin unutulmaması gerekir.
|
Sportif dalış belgelerinin B sınıfı sürücü ehliyetine benzetilebileceği düşünülecek olursa, bu belgelerle Formula 1’e, yani profesyonel dalışlara katılmanın ne denli riskli olduğu rahtlıkla anlaşılabilecektir.
Dalış güvenliği denildiği zaman, doğal olarak akla öncelikli olarak yapılan dalışın güvenliği için alınması gereken bir takım önlemler gelir. Ancak şunu bilmemiz gerekir ki güvenlik önlemlerinin yanı sıra dalıcının konusuna uygun ve yeterli teknik eğitimi almış olması gerekir. Sadece eğitimin yeterli olmayacağı, bunun yanı sıra yeterli tecrübe ve uygun ekipmana da sahip olunması gerektiği de bilinmelidir.
Ülkemizde her ne kadar farklı kuruluşlardan bambaşka konularda özel eğitim almış nice tecrübeli dalıcı bulunuyor olsa da su ürünleri sektöründe yeterli bilgi ve beceriye sahip dalıcılar, sahip oldukları becerileri ne yazık ki deneme yanılma yoluyla geliştirmektedir. Oysa bu durum sualtı felsefesine tamamen terstir. Çünkü sualtı kuralları oldukça değerlidir ve asla esnetilemez. Dalıcılar için belirlenmiş kuralların her biri çok değerlidir; çünkü o kurallar belki de yüzlerce dalıcının hayatını kaybettikleri kazaların incelenmesi ile elde edilen tecrübelerden ortaya çıkmıştır.
Yukarıda anlatılanlar ışığında dalış güvenliği konusunda genel bir fikir sahibi olmak için dalıcıların yeterli tecrübe, bilgi ve uygun ekipmana sahip olmasının bir gereklilik olduğu sonucuna rahatlıkla varabiliriz. Ancak bunların yeterli olmadığını da bilmemiz gerekir. Yukarıda şartların sağlanmasından sonra geriye doğru ve güvenli uygulamaların eksiksiz olarak takibi gelmelidir. Bu da ancak dalışın planlanması ve idare ile mümkün olacaktır. İşte bu aşamada eğitim, tecrübe ve teknik bir araya gelir. Dalıcılar ne denli basit olduğunu düşündükleri bir dalış yapıyor olsalar da bunu adım adım planlamalı ve dalış öncesinde yapılan küçük bir toplantı ile bütün ekibe planlarını sunmalıdır. Böylelikle ekibin bilgilendirilmesi ve işleyişe engel olabilecek bir takım aksaklıkların giderilmesi amaçlanmalıdır.
Bir dalış operasyonunda planlama, ekipteki en tecrübeli dalıcı tarafından yapılmalı ve diğer dalıcılarla tartışılarak eksiksiz bir şekilde uygulanacak hale gelmesi sağlanmalıdır. Planların eksiksiz bir şekilde uygulanması için ekibin sualtı ve su üstü üyeleri tarafından takip ediliyor olması gerekir. Dalış organizasyonu iki ana bölümde değerlendirilmelidir. Bunlardan biri sualtı, diğeri ise su üstüdür. İşte bu iki bölüm için de birer yetkilinin dalış organizasyonu süresinde aktif olarak yetkili kılınması gerekir. Karadaki yetkili kişi genellikle dalış amiri olarak bilinir ve operasyonun tamamından sorumlu kılınır. Sualtındaki ekibin başındaki dalıcı ise dalış lideridir. Dalış lideri karar verme ve ekip adına uygulama inisiyatifine sahip kişidir. Dalış operasyonlarındaki sualtı ekibi en az iki dalıcıdan oluşur. Dalışlar eşli sistemde (ing.buddy. badi) gerçekleştirilmek zorundadır. Bu bir kuraldır ve diğer kurallarda olduğu gibi asla ihlal edilmemesi gerekir.
Dalış planlamalarında daima kuralların ortaya çıkardığı güvenlik önlemleri söz konusudur. Örneğin dalışın en az iki kişilik bir ekip tarafından gerçekleştirilmesi gerekliliği bunlardan biridir. Bir diğeri ise dalışın yapıldığı bölgede, sualtında dalıcıların olduğunu belirtir görüntülü ve mümkünse kullanılmak üzere sesli ve ışıklı ikaz işaretlerinin bulunması gerekliliğidir. Dalış yapılan bölgenin hemen üzerine kolaylıkla seçilebilen bir şamandıra yerleştirilir ve üzerine, aşağıda dalıcı olduğunu belirtir uluslararası geçerliliği olan sinyal bayrağı yerleştirilir (alfa kod bayrağı). Bu basit önlemlerin yanı sıra dalış süresince gerek sualtı ve gerekse de üstü için daima bir B planın uygulanabilir şekilde hazırda tutulması gerekir. Örneğin acil durumlarda kullanılmak üzere ilkyardım setinin hazır tutulması, bir güvenlik dalıcının suya girmeye hazır olarak yüzeyde bekletilmesi, ilgili yerlere kazanın haber verilebilmesi için gerekli adres, radyo kanalı ve telefonların bir yerde not edilmiş halde hazır tutulması bu önlemlerden bazılarıdır.
Yukarıda sözü edilen basit önlemler dahi bugüne kadar yaşamış olduğumuz dalış kazalarının belki de birçoğunun engellenmesini sağlayabilirdi. Ancak ne yazık ki kural ihlalleri ve tecrübeli dalıcıların adeta kendi aralarındaki kural tanımaz gösteriş yarışı, çoğu dalıcının da onları örnek alan umursamazlığı sonucunda ülkemiz ve sektörümüzde durum oldukça tehlikeli bir hal almıştır. Dileğim en kısa sürede su ürünlerinde sualtı uygulamalarına yönelik olarak eğitim verebilecek bir kuruluşun sektör, fakülteler ve organizasyonlar tarafından desteklenerek oluşturulmasıdır. Böylelikle ilgili kuruluş gerekli düzenlemeleri yapacak, rutin kontrollerde bulunacak ve yeterlilikleri ilgili personele verebilecektir.
Unutmayın ki dalış uygulamaları değil, onları gerçekleştirirken yapmış olduğumuz hatalar güvenliğimizi tehdit etmektedir. Bütün bunlar için yapmamız gereken önlem almak, palan yapmak ve uygun şekilde planımızı uygulamaktır.
Yazı: Ata Burak ÇAKALOZ
|